-
Daha önce en çok meraklısı olduğumuz şeylerden, günün birinde artık gitgide daha az söz eder oluveririz. ille de konuşmak gerektiğinde de zorlanırız. Hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir. Kısa keseriz. Vazgeçeriz. Otuz yıldır konuşup duruyoruzdur zaten. Haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız. Zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük bile koruma arzusunu yitiririz. Kendimizden iğreniriz. Azıcık karnını doyurmak, birazcık ısınmak ve hiçbir yere varmayan yolda giderken mümkün olduğu kadar çok uyuyabilmek artık yetiyor da artıyordur bile. Yeniden bir şeylere ilgi duymak için başkalarının önünde takınacak yeni surat ifadeleri bulmak gerek. Ancak artık repertuarımızı değiştirecek gücümüz kalmamıştır. Eveleyip geveleriz. Onların, yani dostların arasında kalabilmek için bin türlü numara ve bahane ararız, ancak ölüm de artık buradadır,leş kokulu,yanı başımızda,artık daima orada kalacaktır. Bir el pişpirik kadar bile gizemi kalmamış olacaktır. Gözümüzde bir anlam ifade etmeye devam eden tek şey olarak ufak tefek üzüntülerimiz kalmıştır,sözgelimi o küçük şarkısı bir Şubat akşamı edebiyen susan Bois - Colombes’deki ihtiyar amcamızı henüz sağken ziyaret etmeye bir türlü zaman ayıramamış olmanın üzüntüsü. Yaşamdan geriye sakladığımız bir bu kalmıştır. Yani bu ufacık korkunç pişmanlık, gerisini ise, az çok yolda kusmuşuzdur, epey çabalayarak ve zorlanarak da olsa. Artık kimsenin geçmediği bir sokağın köşesindeki eski püskü bir ani fenerine dönmüşüzdür.
Louis Ferdinand Celine - Gecenin Sonuna Yolculuk -
Varlığın içinde yokluk
yokluğun içinde varlık
arasında şüphe geçiti.
ele almak demek yadırgamaktır
an’ı kaçırmaktır.
yadırgamak insanın dünyadaki yerini belirler
bilim sadece belli koşulları
göz önüne alarak kendi varlığını kanıtlar.
Her koşulu göz önüne alırsanız bu varlığı tanımlar.
Ama yokluğu da göz önüne almanız gerekir.
Yokluk sadece varlığın olduğu sırada vardır.
Varlık hiçe muhtaçtır
Sonsuzluk dışarıdan dışarıya bakmaya denir ve göreceğin
tek şey iki aynanın ortasında kendine bakan sonsuzluktur.
alabildiğine yansıma yanılsaması.
insanlar şansını kendi yaratır
şansın evreni yarattığı gibi
kalan bütün sonsuzluk hakkında konuşmam
şuan için gülünç olur.
Sadece varsayımlarda bulunabilirim
ki bu da çaresizce yorumlama çabasının ötesine geçmez.
Bir kavram bir fikire körükörüne bağlanırsa bu fikir hayat bulur
Tıpkı bu şiirde olduğu gibi
Bu bir fikirdir
ve kendini var etmiştir
ve sayenizde varoluşunu uzun süre sürdürecektir
olsanız da olmasanızda.
varlık hiçliğe muhtaçtır
dediğim gibi. -
Henüz değil
Ve radyodaki müzik bitti.
ve telefon çalıyor ve kadın, “bu gece serbestim” diyor,
iyi bir parça olduğu söylenemez ama ya bana ne demeli;
bir zamanlar gençlik ateşiyle hiçbir yerin sokaklarında
at koşturacağımı sanmıştım,
ama hemen vurdular altımdaki atı,
“sigaran var mı?” diye soruyor hatun.
“evet” diyorum, “sigaram var.” “kibritin?” diye soruyor.
Roma’yı yakmaya yetecek kadar.
“viskin?”
acıların Mississipi Nehri’ni doldurmaya yetecek kadar viskim var.“sarhoş musun?”
henüz değil..
Charles Bukowski -
Benzin pahalı çünkü dünyayı yakacağımdan korkuyorsunuz..
eaaaaaaaah -
I will eat you alive
I will eat you alive
I will eat you alive
I will eat you alive
There’ll be no more lies
There’ll be no more lies
There’ll be no more lies
There’ll be no more liesRadiohead - Where i end and you begin -
orada olmak.
aslında o kadar az yaşıyoruz ki bi soluksoluğa kalıp düzelene kadar geçen zaman dilimi gibi.
yerimizi yadırgamamız bu yüzden. nasıl oldu da buraya geldim diyoruz ?
aslında tamamen bu sorunun cevabını ararken kaybediyoruz çoğu şeyi -
bu çoğu zaman
-
iyi geliyor bazen.
-
(via theplanetofsound)
Posted on September 19, 2011 via Remember me? with 58,909 notes
Source: tu-etole
-
modernleşme dediğimiz şey de burnumuzun bok kokusuna alışması gibi birşey sonuçta
