(Source: bublog, via kittenskittenskittens)
(Source: bublog, via kittenskittenskittens)
Dünyanın bütün hüzünlerini diyorum
bütün hüzünleri getirin buraya
kötü haberleri,
hatta değil televizyona, gazeteye bile düşmeyenleri,
iç burkan şarkıları,
bir köşede unutulmuş şarkıları,
içinizde hiçbir his - acıma dahi- uyandıramayan şarkıları,
artık duyarsızlaşılan acıları,
kader mahkumlarını,
yargısız infazları,
kendi ayakları üzerinde durmaya çalışanların ayaklarını,
daha fazla bu yükü taşıyamayanların omuzlarını,
nefret ettiği işte çalışanları,
nefret edeceği işler bile bulamayanları,
işinden nefret etme hakkını kendinde bulamayanları
hepsini getirin buraya
Dünyanın bütün hüzünlerini diyorum
durumu olmayanları,
durumundan memnun olmayanları,
ne yaptıklarını bilmeyenleri,
şimdi ne yapacağını bilmeyenleri,
kayıp ilanlarını verenleri,
kaybolsa arayanı olmayacakları,
bulunmak istemeyenleri
bulup getirin
Dünyanın bütün hüzünlerini diyorum
hiç deniz görmeyenleri,
denizi merak etmeyenleri,
yüzme bilmeyenleri,
denizden korkanları,
karadan korkanları,
kendinden korkanları,
ölümden ve dahası yaşamdan korkanları,
bütün korkanları getirin
Dünyanın bütün hüzünlerini diyorum
hastane köşelerini,
acil kuyruklarını,
ölse de kurtulsa denileni,
ölse ağlayanı olmayacakları,
çok genç ölenleri,
arkada kalanları,
yarım kalmışlıkları,
henüz başlayamamışları,
çok erken olgunlaşanı,
hiç olgunlaşmayanı,
hepsini diyorum
yerini yadırgayanı,
gidecek yeri olmayanı,
gidecek kimsesi olmayanı,
gitmeye yüzü olmayanı,
yüzü olmayanı,
kendini çirkin bulanları,
gerçekten çirkin olanları,
kendini güzel bulanları,
gerçekten güzel olanları,
arada kalanları,
ara bulmaya çalışanları,
ara bulayamanları,
aradığını bulamayanları,
ne aradığını bilmeyenleri,
hepsini istiyorum
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
bir kere görmeyi geçtim,
adını bile duymadıklarımı,
hayatında hiç çiçek sulamamış olanları,
dalından meyve,
topraktan mahsül alamayanları,
gözü doymayanları,
karnı doymayanları
Dünyanın bütün hüzünlerini diyorum
bütün hüzünleri getirin buraya
hepsini bir anlığına soğurabileceksem
ne mutlu bana.
ne hissedeceğimi
şarkıların insafına bıraktım
jilet gibi kesiliyorlar bu saatlerde,
sadece kabullenme..
saat 5 onbeş
günlerin kötü huyu
boşa geçmeye olan eğilimleri,
sevdiğim herkes biraz daha eksildi
lafı dolandırmak,
akıl oyunları oynamak için
daha da yaşlıyım artık
saat 5 yirmiüç
hayatta kalma içgüdüm zayıf
hal böyleyken
25 yıl yaşamış olmak bile
bir şeydir
mezar taşıma
“bu da bir şeydir”
yazılsın
saat 5 otuz
asla bulunmak istemeyeceğim
sürüncemelerdeyim
belki siz de öyle
muhtemelen siz de öyle
saat
beş kırküç
ne hissedeceğini
şarkılara bırakan
bir adam olarak anca bunu yazabildim
neyse
bu da bir şeydir
uyumama yakın sevecenleşiyor
ve yaşadığım veya yaşayamadığım
herşey için herkesi affediyorum.
doğamızın gereği buydu
ne olmuşsa kaçınılmaz olanmış.
artık yaşamış olduğuma inanmak için
delicesine anılarımı düşünüp kanıt aramama
dahi gerek yok
ha rüyaymış
ha gerçek
aslında pek bir farkı yok
esgeçtiğim bütün öğünler adına
pişman olacağım o gün,
tırnaklarımla bir sehpanın daha
boyasını kazıyamadığıma
bu böyle gitmez
bu böyle gitmez
bu böyle gitmez
aklımın ucunda bi yerde
hala bir kaçış yolu arıyorum
kimseyi üzmeye değmez
üzülmeye de
çok yanlış yaşıyoruz
çok yanlış yaşıyoruz
çok yanlış
yaşayan ve yaşayamayan
herkese sarılıp
söz verebilmek isterdim
her anına değiyor
her anına değiyor
her anına.
“When we tried to have Max go up to the Citadel with Furiosa, it just didn’t sit right. Hardy felt it. I felt it, everybody felt that.” - George Miller
(via nicknamehere)
(Source: memewhore, via nicknamehere)